© Haber20Denizli 2022

İmam-hatip okulları sahipsiz değildir

İmam-Hatip Okullarının tanıtımı için asılan pankartların toplatılmasını kınamak için Denizli İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde Eğitim-Bir-Sen Denizli 1 No’lu Şube Başkanı Feyzullah Öselmiş basın açıklamasında bulundu.

Millî Eğitim Bakanlığı’nın resmî talimatına rağmen, ideolojik tutumu saplantı hâline getirmiş bir eğitim sendikasının iki satırlık açıklamasıyla il millî eğitim müdürlüğünün İmam-Hatip okullarının tanıtımı için asılan afiş ve pankartları apar topar toplatmasını anlamakta güçlük çekiyoruz.

 

Tüm meslek liselerinde yapılan bu tür tanıtım ve yönlendirme çalışmalarının İmam-Hatip okulları için yapıldığında saldırgan bir tavır gösterilmesi, milletin büyük bedeller ödeyerek bugünlere getirdiği İmam-Hatip okullarına karşı duyulan hazımsızlığın göstergesidir. Her okul türünde yapılan bu çalışmaların İmam-Hatip okullarında yapılmasına karşı farklı bir tutum sergilenmesi ise alenen bölücülüktür.

 

Dillerine doladıkları ‘laik, bilimsel ve çağdaş eğitimin’ ne anlam ifade ettiğini idrak edecek kapasitede olmayan bu çağ dışı oluşumların,  farklı dinî inanışların korunması için rahatlıkla cümle kurabilirlerken, milletimizin dinî değerleri ve ülkemizin kurumları söz konusu olduğunda hemen laiklik söylemiyle yasakçı bir tutumu benimsemeleri, bu tür kurum ve kuruluşları hedef tahtasına koymaları, sapkınlığı cinsiyet eşitliği kisvesine sokmaları, temel amacı inancı, millî ve manevi değerleri yaşatmak olan kurumları bayat fikirlerine malzeme yapmaları, bilimselliği, laikliği ve çağdaş eğitimi sadece slogana dönüştürdüklerinin, aslında bu kavramların ne anlam ifade ettiğinden bihaber olduklarını açıkça göstermektedir.

 

Kendi ideolojik çöplüğünden çıkamayan bu mezkûr yapıların, dinî eğitim ve kurumlara duydukları bu nefretlerinin nedenin, milletin değerlerinin üzerinde gördükleri kendi çıkarlarından, taşeronluğunu yaptıkları misyonlarından olduğunu açıkça görmekteyiz. Daha önce çocukların camilere götürülmesini, yaz Kur’an kurslarına karşı alerjen tutumlarını, Millî Eğitim Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında yapılan protokol ile 4-6 yaş arası çocuklara dinî eğitim verilmesi konusunda gösterdikleri ideolojik refleksi çok iyi bilmekteyiz.

 

Hurafe dünyalarında kokuşmuş fikirleri ve örümcekleşmiş zihin yapıları ile her türlü kutsalı, inancı ve manevi değeri yok sayan bu katı pozitivist aydınlanmacı anlayışın insanlığı sürüklediği trajediyi görmesini de doğrusu bu zihniyetten beklemek safdillik olacaktır.

 

Bu mezkûr yapının köhne ideolojik din düşmanlığını anlıyoruz; ancak Bakanlığın yazılı talimatı olmasına rağmen il millî eğitim müdürlüğünün söz konusu sendikanın yaptığı açıklamayı talimat kabul edip, pankartları apar topar toplattırmasını anlayamıyoruz.

Müdürlük, bakanlığa değil de Eğitim-İş Genel Merkezine mi bağlı? İl müdürünün, bakanlığın yazıda belirttiği ve açıkça ifade ettiği ‘afiş ve benzeri materyaller ile tanıtım yapılması’ talimatında doğru bulmadığı nokta nedir?

 

Mezkûr sendika başkanının, “bu konuyu Milli Eğitim Müdürü Mahmut Oğuz ile görüştüm. Pankartları toplatacağını, doğru bulmadığını belirtti” demesi, il müdürü Mahmut Oğuz’un sanki kendi isteğiyle pankartları toplattırdığı algısını oluşturmuştur. Dinî konulara alerjisi olan bu yapının ayrımcı ve ötekileştirici talebini karşılayan il millî eğitim müdürlüğünün tavrı, tüm meslek liselerinde yapılan uygulamanın İmam-Hatip okullarından esirgenmesi anlamına gelmektedir ve kabulü mümkün değildir.

 

28 Şubat kararlarından sonra ‘memleket meselesi’ hâline gelen meslek liselerinin son zamanlarda yapılan ama yine de yeterli olmayan çalışmalar sonucunda yeniden iyi bir noktaya doğru geliyor olması, özellikle İmam-Hatip okullarının yapılan son sınavlarda da açıkça görülen akademik bir başarı elde etmesi, sınavla öğrenci olan İmam-Hatip okullarının yüzde 95’lik bir doluluğa ulaşması mı sizleri rahatsız ediyor.

 

Amacınızın, ne meslek liselerinin iyileştirilmesi ne eğitimde niteliğin artırılması ne de soran, sorgulayan ve ilmin hikmetinde hakikati arayan bir neslin yetişmesi olmadığını; genç nesli milletin değerlerinden koparmak, milleti ayakta tutan inanç, kültür ve farklılıklarından ayrıştırmak, bir türlü içinize sindiremediğiniz millî ruhu neslimizden koparıp atmak olduğunu çok iyi biliyoruz.

 

Eğitim-Bir-Sen olarak, nasıl ki nitelikli sporcular yetiştirmek üzere kurulan spor liselerinin tanıtımını, kültürümüzü devam ettirecek sanatçıları yetiştirmek üzere kurulan güzel sanatlar liselerinin tanıtımını, eğitimli ve donanımlı iş gücünü hedefleyen teknik meslek liselerinin tanıtımını hiçbir ayrım gözetmeden sonuna kadar destekliyorsak, İmam-Hatip okullarının da tanıtımını ve yönlendirme çalışmalarını sonuna kadar destekliyoruz.

 

Eğitimi, köhnemiş zihniyetin kısır tartışmalarından çıkarmanın, ideolojik çöplüğe dönüşmüş sivil ve bürokratik oligarşiden kurtarmanın; inanç, hayat tarzı ve fikri çatışmalardan arındırılmış nitelik sorununa hep birlikte odaklanacağımız bir noktaya getirmenin, meslek liselerini yeniden eski günlerine kavuşmasının mücadelesini veriyorken, ideolojik yaklaşımları ve yasakçı anlayışı iş edinmiş bu örgütlenmenin açıklamasını ve ardından il millî eğitim müdürlüğü tarafından yapılan uygulamanın ‘amacın üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek’ olduğunu da görmekteyiz.

 

Onun için, adı sivil olan bu jakoben örgütlenmenin islamifobik çağrısını talimat kabul eden il millî eğitim müdürlüğünü ve malum sendikal yapıyı şiddetle kınıyor, eğitimi millî ve manevi değerlerinden arındırıp, inanç ekseninden koparıp sadece seküler bir eğitim sistemi beklentinize asla müsaade etmeyeceğimizi belirtiyor, Türkiye’nin en büyük sivil toplum örgütü ve sendikası olarak özgürlüklerin, inançların, değerlerin tüm kutsiyeti ile yaşatılabilmesi adına, bu tür mezkûr örgütlenmeler ile durumdan vazife çıkaran yasakçı bürokratik oligarşiye karşı mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğimizi bir kez daha yineliyoruz.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER