İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !
Haber Detayı
20 Kasım 2017 - Pazartesi 20:10 Bu haber 419 kez okundu
 
Başlarken...
- Haberi
Başlarken...

Haber20 Denizli adıyla yayın hayatına başlayacak olan elektronik gazetede yazma önerisini, 40 yılı aşan mesleki ve yaşam deneyimlerimi paylaşarak, ülkemiz ve insanlığın adil ve daha refah yaşamına  katkı koyacak olmanın heyecanıyla kabul ettim. Bilgisayarımın başına oturduğumda nereden başlayacağımı düşünürken, ortaokula başlayacağım günlerde  kendisinden çok şey öğrendiğim dedemin “eline,beline,diline sahip ol” ve “üşenme,utanma,usanma” öğüdünü hatırladım.Halk arasında iyi bilinen bu veciz sözlerin açıklamasını yaptıktan sonra “içinden çıktığın insanları unutma” tavsiyesinde bulunarak sözlerini bitirmişti.Dedemin atalarımızdan gelen kültür mirasını bana devrederek , topluma yapacağımız katkı almış olduğumuz eğitiminle birlikte sahip olduğumuz insani ve ahlaki değerlerle insanlığın hizmetine sunulmasıyla anlam kazanacağını anlatmak istediğini anladım yıllar sonra.Dedemin anlattıklarını bugün iki kelimeyle özetlemek mümkün,Ahlak ve etik . Genelde etik ve ahlak sözcükleri eş anlamlı kullanılmaktadır. Ahlak; belli bir dönemde, belli insan topluluklarınca benimsenmiş olan, bireylerin birbirleriyle ilişkilerini düzenleyen törel davranış kurallarının, yasalarının ve ilkelerinin toplamıdır. Etik ise göreceli bir kavramdır, anlamı kişiden kişiye, toplumdan topluma değişmektedir. Etik, insanın kendi şahsına ve diğer insanların kişiliklerine karşı iyi davranması, genel bir anlatımla, iyiliğe varılması için kendini uymaya zorunlu hissettiği manevi ve ruhsal görevler ve bunlara ilişkin kurallardır. Etik, bazen “etik ve adap” bazen de “genel adap” terimi ile ifade edilmektedir. Başka bir tanıma göre; etik, insan ilişkilerinde, toplumsal, kültürel, siyasi, ekonomik, hukuki, bilimsel, teknolojik vb. tüm alanlarda insanın tutum, davranış, eylem ve kararlarında belirleyici olan, hiç kimsenin dışında kalamayacağı, kaçınamayacağı ilke ve değerler bütünüdür. Yani etik, bir standartlar bilimidir. Etik ile hukuk arasında da yakın ilişkiler vardır. Her ikisi de aynı amaca yöneliktir. Ayrı ayrı yollar izlemelerine karşın, sonuçta aynı amaçta birleşmektedirler. Etik, daha çok sübjektif nitelikte bir olgudur; kişinin iç dünyasına dönüktür. Kural ve ilkeleri belirli bir şeyin yapılması ya da yapılmaması temeline dayanmaktadır. Kişinin yapma ya da yapmama fiili, bu anlamda tamamen vicdani bir görev olarak algılanmaktadır. Etiğin değer yargısı insanla ilgili bir görüşe bağlanmaktadır. Oysa hukuk, dış ve fiziksel görünüşten hareket etmektedir. İnsanların hareketleri objektif açılardan ele alınmakta, başka insanların hareketleriyle karşılanmakta, incelenmekte ve ölçülmektedir. Özgürlük de etiğin bir başka unsurudur. Üstelik yasalarda olmayan bazı konuları hukuk, gelenek ve göreneklere göre çözmektedir. Gelenek ve görenekler etik ilke ve kurallarına çok yakındır. Etiği, toplumun sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel, hukuk vb. değerler bütünü dışında ve onlardan bağımsız, ayrı bir statü veya kategori olarak ele almak mümkün değildir. Etik bir felsefe disiplini olarak, sadece olması gereken dar bir alanın bilgisi olmaktan çıkmıştır. Günümüzde etik, toplumsal ve bireysel her türlü tercihlerimizin, kararlarımızın, eylemlerimizin, tavır takınmalarımızın ve onları belirleyen ilkelerin, değerlerin bilgisi olarak yaşamın içinde yer almaktadır. Etik ilişkilerin temelinde, insanın sosyalleşme veya toplumsallaşma sürecinde kişilik kazanıp, çevreye uyum sağlayıcı tutum ve davranışları yatmaktadır. Gerçekte etik eğitiminin verildiği en önemli alan da bireyin içinde yaşadığı sosyal kültürel ortam olmalıdır. Etik ve ahlaki değer yargılarının toplumda değer kazanması için, güçlü kirleticilere karşı, sadece etik derslerinin programlanması, yararlı olmakla birlikte, yeterli olmayacaktır. Günümüzde adaleti,siyaseti, ekonomiyi vs. konuşurken etik kurallara göre nasıl yapılmasını gerektiğini öğrenmeliyiz,öğretmeliyiz ve sorgulamalıyız.
Kaynak: (BB) - Basın Bülteni Editör: Fatma Kuşgöz
Etiketler: Başlarken...,
Yorumlar
Diğer Haberler
Haber Yazılımı